Gebelikte aspirin kullanımı güvenli mi?

Paylaş:

Aspirin her ne kadar zararsız olarak bilinse de gebelikte ilaç kullanırken oldukça dikkatli olmak gerekiyor. Bu dönemde her türlü ilaç doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Bazı durumlarda doktorunuz aspirin kullanımını önerebilmektedir. Hamilelikte, preeklampsi yani gebelik zehirlenmesi denilen ciddi bir durum ile karşı karşıya kalınabilir. Bu durumda genelde önerilen, ilk trimesterden sonra düşük dozlarda aspirin alınması olmaktadır.

Hamileliğin ortalarında ve sonlarında günlük olarak düşük dozlarda alınan aspirin, preeklampsi riski olan kadınların bu durumu yaşamalarını engellemekte etkili olabilmektedir. Ayrıca aspirin kullanımı, erken doğumun ve hamilelikten kaynaklanan doğum ağırlığının düşük olması gibi durumlarda tavsiye edilmektedir.

Preeklampsi nedir?

Gebelik zehirlenmesi

Preeklampsi anne ve bebek sağlığını tehdit eden en ciddi sağlık sorunlarından bir tanesidir. Her anne adayının bu durumu yaşama riski bulunmasa da risk altında bulunan hamilelerde düşük doz aspirin kullanımıyla durumun engellenmesi sağlanabilmektedir.

Preeklampsi ya da gebelik zehirlenmesi, yüksek tansiyonun görüldüğü ve genelde akciğer ve böbrek gibi organlara zarar verebilen bir gebelik komplikasyonudur. Preeklampsi genelde o zamana kadar tansiyonu normal olan kadınlarda hamileliğin 20. haftasından sonra başlamaktadır.

Preeklampsi tedavi edilmezse ölüme sebep olabilecek kadar ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu risk hem bebek hem de anne için söz konusudur. Preeklampsi yaşıyorsanız bunun en etkili tedavisi doğum yapmaktır. Ancak doğum yaptıktan sonra bile kendinizi iyi hissetmeye başlamanız için süre geçmesi gerekebilmektedir. Bazen doğumdan sonra da preeklampsi görülebilmektedir. Bu durum, doğum sonrası preeklampsi olarak isimlendirilir.

Preeklampsi tanısı aldıysanız ve bebeği doğurmak için henüz çok erkense riskli bir durum söz konusudur. Bu dönemde bebeğinizin gelişmesi için daha çok zamana ihtiyacı vardır. Ancak hayati tehlike söz konusuysa ciddi komplikasyonlardan kaçınmanız gerekmektedir. Preeklampsiyi önlemek oldukça önemlidir çünkü bu durum oluştuktan sonra tek çare doğum yapmaktır. Ancak hamileliğin 34. haftasından önce gerçekleşen doğumlar bebek açısından risk teşkil edebilmektedir. Preeklampsi, hamileleri etkileyen ciddi sağlık problemlerinin üçte birini oluşturmaktadır ve erken doğumların yaklaşık yüzde 15’inden de sorumludur.

Preeklampsi yaşayan hamile kadınlar, hayati tehlike arz eden organ hasarları ya da felç ile karşılaşabilirler. Ayrıca doğmamış olan fetüs çok yavaş büyüyebilir ve sonuç olarak oksijen ve besin eksikliği yaşar. Bu da bebeğin doğum ağırlığının düşük olmasına erken doğuma ya da ölü doğuma neden olabilmektedir.

Bebek, anne karnında çok yavaş büyüdüğü takdirde çok küçük doğacaktır ya da annenin hayatını kurtarmak ve felç ihtimalini önlemek için bebeğin erken doğması sağlanmaktadır.

Aşağıdaki durumlarda preeklampsi yaşama riskiniz olabilmektedir:

  • Daha önceki hamileliklerde preeklampsi görülmüş olması
  • Hamileliğe bağlı olarak görülen yüksek tansiyon ya da diyabet
  • İkiz, üçüz ya da daha çoklu gebelik yaşıyor olmak

Risk faktörlerinden iki ya da daha fazlasını deneyimliyorsanız doktorunuz günlük aspirin kullanımı önerebilir. Ayrıca şu faktörler de önemlidir:

  • İlk bebeğe hamilelik
  • Obezite
  • 35 yaşından büyük olmak

Günlük olarak düşük dozlarda aspirin kullanımı erken doğum oranını yüzde 14 kadar, bebeğin yavaş büyüme riskini ise yüzde 20 oranında düşürebilmektedir. Ayrıca araştırmalara göre aspirin kullanımı preeklampsi görülme riskini genel olarak yüzde 24 azaltabilmektedir.

Yapılan araştırmalara ek olarak düşük aspirin kullanımının preeklampsi riski bulunan kadınlarda zararlı bir etkisi bulunduğu gözlemlenmemiştir. Ancak yine de anne adayının aspirin kullanmadan önce doktora danışması önem taşımaktadır. Hamileler kendi başına karar verip düşük dozda aspirin almaya başlamamalıdır. Çünkü preeklampsi riskinizin bulunup bulunmadığını uzman görüşü olmadan bilmeniz mümkün değildir.

Preeklampsiyayı önlemek için neler yapılabilir?

Gebelikte sabah rahatsızlığı

Preeklampsiyi kesin olarak önleyecek kesin yöntemler bulunmamaktadır. Örneğin az tuz tüketmek, hareketlilik, kalori kısıtlaması, sarımsak tüketmek ya da balık yağı kullanmak bu riski ortadan kaldırmayacaktır. 

Ancak bazı çalışmalar D vitamini eksikliğinin riski arttırdığını göstermektedir. D vitaminin yanında bu riski azaltmak için düşük dozda aspirin kullanımı da önerilmektedir. 

Preeklampsi Belirtileri

Preeklampsi bazen hiçbir belirti göstermeden gelişebilir. Yüksek tansiyonunuz yavaşça artabilir ve bu artış aniden hızlanabilir. Bu nedenle hamilelik süresince tansiyonunuzun gözlemlenmesi çok önemlidir. Çünkü preeklampsinin ilk belirtisi genelde tansiyondaki yükselme olmaktadır. 

Preeklampsinin diğer belirtileri şunlar olabilmektedir:

  • İdrarda aşırı miktarda protein bulunası ya da böbreklerde sorun olduğunu gösteren başka belirtiler
  • Görmede değişiklikler, görme kaybı, bulanık görme ya da ışığa karşı hassasiyet
  • Karnın üst tarafında ağrı (genelde kaburgaların sağ tarafında)
  • Bulantı ya da kusma
  • İdrara çıkmada azalma
  • Kandaki plateletlerin azalması
  • Akciğer işlevinde bozukluklar
  • Ciğerlerdeki sıvıdan kaynaklanan nefes kesilmesi

Ani kilo artışları ve özellikle yüzde ve ellerde meydana gelen ödemler de preeklampsi belirtisi olabilir. Bu durumlar normal hamilelikte de görülebildiği için preeklampsi tanısı için güvenilir belirtiler değillerdir.

Ne zaman doktoru ziyaret etmek gerekir?

Hamilelik boyunca doktor ziyaretlerinizi düzenli olarak gerçekleştirdiğinizden emin olmalısınız. Bu sayede doktorunuz kan basıncınızı düzenli olarak takip edebilir. Muayene zamanlarınız haricinde şiddetli baş ağrısı, bulanık görme ve görüş bozuklukları yaşıyor ve karnınızda keskin ağrılar varsa ve nefesiniz kesiliyorsa bu konu hakkında acilen doktorunuzla iletişime geçmeli ve acile gidip gitmemeniz konusunda bilgi almalısınız.

Preeklampsi Nedenleri

Preeklampsiye birden fazla faktör neden olmaktadır. Uzmanlar bunun genelde fetüsü besleyen plasentada başladığını düşünmekteler. Hamileliğin başlarında plasentaya kan akışı olması için yeni kan damarları oluşur. Preeklampsi yaşayan kadınlarda bu kan damarlları düzgün bir şekilde gelişmez ya da çalışmaz. Normalde daha dar olan kan damarları hormonlara farklı yanıtlar verebilir ve bunun sonucu olarak da damarlardan geçen kan akışı sınırlı olabilir.

  • Bu anormal oluşuma aşağıdaki durumlar sebep olabilmektedir:
  • Rahime giden kan akışının yetersiz olması
  • Kan damarlarındaki hasarlar
  • Bazı genler
  • Diğer yüksek tansiyon sorunları

Preeklampsi, hamilelikte yaşanan yüksek tansiyon sorunundan bir tanesidir. Diğerleri ise şunlar olmaktadır:

  • Gestasyonel hipertansiyon: Gestasyonel hipertansiyonu olan kadınlarda idrarda fazla protein olmadığı ve organ hasarları görülmediği halde yüksek tansiyon görülebilmektedir. Gestasyonel hipertansiyon yaşayan bazı kadınlarda bu durum ilerleyen zamanlarda preeklampsiye dönüşebilmektedir.
  • Kronik hipertansiyon: Kronik hipertansiyon, hamilelikten önce de var olan ya da hamileliğin 20. Haftasından önce ortaya çıkan hipertansiyondur. Ancak yükske tansiyon genelde belirti göstermediği için ne zaman başladığını tahmin etmek zor olmaktadır.
  • Süperempoze preeklampsi ile kronik hipertansiyon: Bu durum, hamilelikten önce kronik yüksek tansiyon tanısı almış kadınlarda meydana gelmektedir. İlerleyen zamanlarda yüksek tansiyon daha fazla kötüleşir ve kanda protein görülür. Sonuç olarak da diğer sağlık problemleri baş gösterebilir.

Preeklampsi için Risk Faktörleri

  • Preeklampsi geçmişi: Önceki hamileliğinizde preeklampsi yaşadıysanız ya da ailenizde görülmüşse risk altında olabilirsiniz.
  • Kronik hipertansiyon: Hamile kalmadan önce de hali hazırda kronik hipertansiyonunuz varsa hamilelik süresince preeklampsi gelişebilir.
  • İlk hamilelik: İlk hamileliğinizi yaşıyorsanız preeklampsi yaşama şansınız daha yüksektir.
  • Başka eşlerden hamilelik: Sonraki hamileliklerin başka eşlerden olması, aynı eşten ikinci ya da üçüncü çocuğa sahip olmaktan daha fazla preeklampsi riskine neden olmaktadır
  • Yaş: Preeklampsi riski, 40 yaşından fazla olan kadınlarda daha genç kadınlardan daha fazla görülmektedir.
  • Irk: Bazı araştırmalara göre siyahi kadınların preeklampsi yaşama riski daha fazla olmaktadır.
  • Obzeite: Obezite, preeklampsi riskini arttıran etkenlerden bir tanesidir.
  • Çoklu gebelik: Preeklampsi ikiz, üçüz ya da daha çok bebeğe hamile olan kadınlarda daha fazla görülmektedir.
  • Hamilelikler arasındaki süre: Bebekler arasında iki yıldan az ya da on yıldan fazla zaman varsa bu durum preeklampsi riskini arttırmaktadır.
  • Önceden var olan bazı rahatsızlıklar: Hamile kalmadan önce kronik yüksek tansiyon, migren, tip 1 ve tip 2 diyabet, böbrek rahatsızlıkları, kan pıhtıları oluşmasına yatkınlık ve lupus gibi rahatsızlıklar preeklampsi riskini yükseltmektedir.
  • Tüp bebek: Tüp bebek tedavisi ile hamile kaldıysanız preeklampsi yaşama riskiniz daha yüksektir.

Komplikasyonlar

Preeklampsinin hamileliğin erken dönemlerinde olması ve ağır yaşanması siz ve bebeğiniz için daha riski bir durumdur. Bu durum, doğumun erken gerçekleştirilmesini gerektirebilir. Bazen sezaryen kullanılması önerilmektedir. Ancak ihtiyaç yoksa doktorunuz normal doğum gerçekleştirmenizi de isteyebilir. Durumunuza uygun olarak sezaryenin mi yoksa normal doğumun mu normal olacağı konusunda doktorunuzla konuşarak karar verebilirsiniz.

Preeklampsi plasentaya kan taşıyan damarları etkileyebilir. Bu durum bebeğin kan ile birlikte yeterince oksijen ve besin alamamasına neden olur. Sonuç olarak da erken doğum ya da düşük doğum ağırlığı gerçekleşebilir.

HELLP sendromu: HELLP sendromu, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ve platelet miktarının azalması ile oluşur ve preeklampsinin çok daha ciddi bir formudur.

Bu sendromda bulantı ve kusma, baş ağrısı, üst karın ağrısı olabilir. Organ sistemlerine zarar verebildiği için genellikle tehlikelidir.

Eklampsiya: Preeklampsiya kontrol altına alınamadıysa eklampsiya oluşur. Genellikle bu durumun öncül belirtileri yoktur. Bu nedenle gerçekleştiği zaman genelde doğum yapmak gerekli olmaktadır.

Kardiyovasküler rahatsızlıklar: Preeklampsiya, hayatınızın ilerleyen dönemlerinde kalp ve damar sağlığı ile ilgili rahatsızlıklar yaşamanıza neden olabilir. Riski en aza indirmek için doğum sonrası ideal kilonuzu korumanız, bol bol meyve ve sebze yemeniz, düzenli egzersiz yapmanız ve sigaradan kaçınmanız gerekecektir.

Organ hasarları: Preeklampsiya böbreklerde, karaciğerdei kalptei gözlerde hasarlara yol açabilir ya da felçe ve beyin hasarlarına yol açabilir. Preeklampsiyanın derecesi diğer organlara verdiği zararın ne boyutta olacağını etkileyecektir.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar