Kısırlık Riskini Arttıran Faktörler Nelerdir?

Yumurtalık Rezervinin Azalması
27 Mayıs 2019
Asperger Sendromu
31 Mayıs 2019

Kısırlık Riskini Arttıran Faktörler Nelerdir?

Sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek elbette ki, insanların pek çoğunun hayalidir. Uygun sosyal, ekonomik, duygusal koşullar yerine geldiğinde çiftler bir bebek sahibi olmak istemekteler. Bundan 15 – 20 yıl öncesinde çocuk sahibi olmak çok daha kolayken günümüzde kısırlık çok daha yaygın hale gelmiş durumdadır. Kadından, erkekten ya da her ikisinden de kaynaklanan sebepler çiftlerin doğal yolla gebelik elde edebilme olasılığını düşürmektedir. Bilimin, tıbbın teknolojik ilerlemelerin sunduğu imkanlarla üremeye yardımcı tedavi tekniklerinde çok ciddi bir ilerleme kaydedilmekle birlikte, tabi ki de her çift doğal yolla kolayca bebek sahibi olabilmek istiyor. Ancak pek çok çift üreme yetisi azaldığı için, üremeyi engelleyen faktörler söz konusu olduğu için üremeye yardımcı tedavi yöntemlerine ihtiyaç duymaktadır.

Kısırlık nedir, ne zaman kısırlıktan şüphe edilir?

kisirlik-cesitleri

Kısırlık sözcüğü, doğal yolla bebek sahibi olamayan kişilerin durumunu anlatmak için kullanılmaktadır. Tıbbi anlamda bakıldığında üreme çağında olan ve özellikle de 35 yaşın altında olan çift 1 yıl süre ile düzenli olarak korumasız cinsel ilişki yaşadığı halde gebelik elde edilememişse kısırlık şüphesinden bahsedilmektedir. Ancak özellikle de kadının yaşının 35 ve üzerinde olması durumunda ise 6 ay gibi bir süre korumasız cinsel ilişkiye girilmesi yeterlidir. Zira yaş ve özellikle de anne adayının yaşı ilerledikçe doğal yolla gebe kalabilme şansı azalmaktadır. Bu süreçte bahsi geçen “düzenli cinsel ilişki” ise haftada 2 – 3 kez korumasız cinsel ilişkiye girilmesidir. Bu şekilde 6 ay, 1 yıl gibi bir süre doğal yolla gebelik elde edilememesi durumunda kısırlık şüphesi ile doktora başvurmak gerekiyor.

Kısırlığa sebep olan faktörler

Kısırlık; kadından, erkekten ya da her ikisinden de kaynaklanabiliyor. Kadından kaynaklanan kısırlık sebepleri; yumurtlama bozuklukları, adet düzensizlikleri, olumsuz çevresel faktörler, tüplerdeki sorunlar, pelvik problemler, hormonsal sorunlar, ileri yaş, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve hastalıklar şeklinde sıralanabilir. Erkekten kaynaklanan kısırlık sebepleri ise; sağlıksız yaşam ve beslenme, sperm sayısı ve kalitesinin yetersizliği, hormonsal bozukluklar, kullanılan ilaçlar ve hastalıklar olarak sıralanabilir.

Kısırlık riskini artıran faktörler

  • Adet düzensizliği

adet

Üreme çağındaki sağlıklı bir kadının 21 – 35 gün aralıklarla adet görmesi ve adet kanamasının 3 – 6 gün sürmesi beklenir. İşte bu süreçten daha kısa ya da daha uzun aralıklarla adet görmek normal kabul edilmez. Ayrıca bir ayda 2 kez adet görmek ya da 2 ayda bir adet görmek de normal değildir ve yumurtlama sorunlarına işarettir. Bu düzenin ise yılda 2 kez adet düzensizliği yaşaması normal olarak kabul edilir. Fakat bir yıl içinde 2 kerede fazla adet düzensizliği yaşanırsa, yumurtlama ile ilgili sorunlar olduğundan şüphe etmek gerekir. Böylesi bir durumda kadın, vakit kaybetmeden doktora başvurmalı, adet düzensizliklerine yol açan faktörler araştırılmalı ve tedaviye başlanmalıdır.

  • Yumurtalık rezervinin azalması

yumurta-catlamasi

Her kız bebek, belli sayıda yumurta rezervi ile dünyaya gelmektedir. Yani yumurtalık rezervleri, anne karnındayken belirlenmiş durumdadır. Adet görmeye başlama ile birlikte her ay bir tane yumurtlar. Ayrıca doğumdan sonra maruz kalınan olumsuz beslenme ve çevre koşulları, kullanılan ilaçlar yaşanan hastalıklar ve daha pek çok negatif koşul bu yumurta rezervini azaltmaktadır. Sağlıklı bir kız bebek dünyaya geldiğinde yaklaşık 2 milyon yumurtanın bulunduğu yumurtalık rezervine sahiptir. Sıralanan çok sayıda sebepten dolayı da ergenlik dönemine kadar bu rezerv 300 bine kadar azalmakta ve adet kanaması başladığı dönemden itibaren de her adet döneminde de azalmaya devam eder. Kadın, menopoz dönemine girdiğinde ise yumurta sayısı tamamen tükenmiştir ve adet kanaması kesilir. Sağlıklı bir kadında yumurtalık rezervi 35 yaşına kadar iyi durumda olmakta, 35 yaşından sonra ise daha hızlı azalan yumurtalık rezervleri doğal yolla gebe kalmayı engellemektedir. Yani aslında sağlıklı bir kadının en doğurgan yaş aralığı 20 -35 yaşlar arası iken, 35 yaşından sonra ise doğurganlık yetisi hızla azalmaktadır.

  • Olumsuz çevresel etkenler

Olumsuz, sağlıksız çevresel etkenler, hem kadınlar hem de erkekler için üreme yetisini azaltan bir etkenken, erkek adayları daha çok ilgilendiren bir husustur. Kadınların üreme yeterlilikleri konusunda yaş çok önemliyken, erkeklerin vücudunda yaştan etkilenmeden hayat boyu sperm üretimi olur. Erkeklerin sperm üretimi 3 ay sürer, 3 ayın sonunda yeni bir üretim süreci başlar. Bu sperm üretimi sürecinde maruz kaldığı kimyasallar, radyasyon, GDO içeren besinler, atık maddeler, aşırı sıcak gibi faktörler sperm hücrelerinin kalitesinde düşüşe yol açabilir. Örneğin hemen herkesin sürekli elinde, cebinde olan cep telefonu, özellikle radyasyon yayan bilgisayar gibi diğer cihazlar ile beraber kullanıldığında üreme sağlığını olumsuz etkilemektedir. Hatta elektrikli battaniyelerin sperm hareketliliğini azalttığı ve erkekte üreme sağlığını olumsuz etkilediği bilinmektedir. Elektrikli battaniyeler hem ısı, hem de elektromanyetik alan yarattığından tüm vücut sağlığı için zararlı etkiler vermektedir. Bu bağlamda elektrikli battaniyelerin kadınlarda yumurtlama düzensizlikleri ve adet düzensizliklerine, erkeklerde ise sperm sayısı ve hareketliliğinde azalmaya neden olduğu biliniyor. Özellikle de gebe kalmaya çalışılan dönemlerde elektrikli battaniye kullanmaktan kaçınmak çok önemlidir.

  • Sağlıksız yaşam tarzı ve sigara kullanımı

emzirirken-sigara-icmek

Gebelik elde edebilme şansının azalmasına yol açan en önemli faktörlerden bir de sağlıksız bir yaşam tarzı sürmektir. Örneğin sigara kullanan kadınların yumurtalık rezervi daha erken yaşta tükenecek, yumurta hücrelerinin kalitesi de azalarak gebe kalma şansını düşürecektir. Sigara bağımlılığı, üreme organlarına doğrudan olumsuz etki etmesinin yanı sıra; damarları daraltıcı ve kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltıcı bir etki göstermektedir. Bunlar da yumurtalık fonksiyonlarını bozmakta ve yine üreme yetisinin azalmasına sebep olmaktadır. Sigara ve üreme sağlığına etkileri konusu aslında herkesçe bilinen bir konudur. Sigara dumanı çok sayıda zararlı madde içermekte ve sigaranın üreme sağlığına verdiği zarar içilen sigara miktarı ve süresine bağlı olarak değişmektedir. Bu bağlamda uzmanlara göre günde 15 taneden fazla sigara içen ve erken yaşta sigara içmeye başlayan kadınlarda üreme sağlığı daha çok etkilenmektedir. Şöyle ki; sigara içen kadınların gebe kalabilmesi için ihtiyaç duyulan sürenin 1 yıldan fazla olma riski içmeyenlere göre 4 kat daha fazladır. Hatta kadının doğal yolla gebe kalabilme olasılığı içilen sigara miktarına bağlı olarak % 25 -50 oranında azalmaktadır. Sadece doğal yolla gebelikte değil, sigara içmek tüp bebek tedavisinin de başarısını olumsuz etkilemekte, sigara içen kadınlarda dış gebelik sorunu daha sık görülmektedir. Ayrıca sigara kullanan kadınların menopoza girme yaşlarının normalden daha erken olduğu da bilinmektedir. Düzenli sigara kullanan kadınlarda menopoz yaşının ortalama 3 yıl daha öne geldiği biliniyor.

Sigara ve erkeklerin üreme sağlığı ilişkisine bakıldığında da durum yine aynıdır. Sigara içen ya da fazla miktarda sigara içen erkeklerde sperm kalitesi sigaranın miktarına ve ne kadar süredir kullanıldığına göre değişik oranlarda bozulur. Hatta sigara içen erkeklerde anormal yapıdaki sperm sayısı artar, sperm hareketliliği azalır, bu erkeklerin eşlerinin düşük ve anomalili doğum yapma riski artar. Erkeklerde sperm üretimi 3 ay sürdüğünden, bir erkek sigara bıraktıktan sonra 4 ay içinde sigaranın üreme sağlığında yol açtığı zararlı etkilerin birçoğu yok olmaktadır.

Tüm bu sıralanan nedenlerden dolayı gebelik isteyen çiftlerin, en az 3 ay önceden sigarayı bırakmaları ve sağlıklı bir yaşam tarzına geçiş yapması beklenir. Alkolden uzak durmak, düzenli olarak egzersiz yapmak, aynı saatte uyuyup, aynı saatte uyanmak, sağlıklı bir beslenme programı uygulamak, kafeinli içeceklerden uzak durmak üreme sağlığını destekleyici önerilerdir.

  • Stresli bir yaşam

stres-ve-tup-bebek

Tüm vücut sistemleri, tüm vücut sağlığı aslında psikolojik durum ile doğrudan ilişkilidir. Kişinin yaşam tarzının ne kadar rahat, konforlu ve huzurlu olduğu onun genel sağlık durumunu belirleyici etkenler arasındadır. Bu bağlamda stresli bir yaşamı, sosyal ve iş ortamı olan kişilerin de diğer tüm vücut sistemleri gibi üreme sistemlerinin sağlığı bozulur. Stres, vücuttaki hücrelerin yenilenme sürecini yavaşlatan, fonksiyonlarını bozan çok ciddi bir sorundur. Dolayısıyla da stresli bir yaşamı olan kişilerin üreme yetileri de istenen performansı gösteremez. Doğal yolla gebelik elde edememe şikayetiyle doktora başvuran çok sayıda çiftte kısırlığa sebep olan herhangi bir tıbbi sorun bulunamazken duygusal sorunlardan kaynaklı olabileceği kanısına varılmaktadır. Bu tür vakalar stresten uzak durdukça, daha rahat bir psikoloji içinde bu sürece yaklaştıkça gebelik elde edebilme olasılığı da artmıştır. Bu bakımdan stresin erkeklerde sperm sayısı ve kalitesini, kadınlarda ise yumurta sayısı ve kalitesini olumsuz etkilediği bir gerçektir. Stresin, kısırlığı tetikleyen en önemli faktörlerin başında geldiği, yoğun strese maruz kalmanın, adetin gecikmesine yol açarak yumurtlamayı olumsuz etkileyebildiği biliniyor.

  • Sağlıksız beslenme

hamilelikte-beslenme-6

Kadın olsun, erkek olsun diğer tüm vücut sistemleri olduğu gibi üreme sisteminin sağlığı da beslenme alışkanlıklarından etkilenmektedir. Kişinin beslenme alışkanlıklarının dengesiz, düzensiz ve sağlıksız olması, kısırlığı tetikleyen, üreme fonksiyonlarının çalışmasını sekteye uğratan bir sorundur. Bu bağlamda sağlıksız beslenmeden kaynaklanan fazla kilolu ya da aşırı zayıf olmak, gebe kalma şansını olumsuz etkileyen önemli faktörlerdir. Zira beslenme düzeni kişinin vücudunda hormon salınımını da etkileyen bir husus olduğundan direkt olarak üreme yetisine etki edebilmektedir. Bu bağlamda bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin vitaminler, mineraller, protein ve değerli besin öğeleri bakımından zengin, hazır, paketli gıdalar, aşırı yağlı, tuzlu, şekerli gıdalar bakımından ise yoksun beslenmeleri gerekiyor. Sağlıklı olmak isteyen herkesin boyuna göre ideal kilosunda olacağı şekilde beslenme programı uygulaması çok önemlidir.

  • D vitamini eksikliği

d-vitamini

D vitamini, vücutta pek çok faydalı fonksiyonun yanında üreme yetisini desteklemesi ile de çok önemli görevler üstlenmektedir. Vücudunda D vitamini eksik ya da yetersiz olan kadınların doğal yolla gebe kalabilmeleri zorlaşmaktadır. Bu bakımdan gebe kalmak isteyen kadınlar D vitamini seviyesini ölçtürmeliler ve gerekirse takviye almalılar.

  • İleri yaş

Çocuk sahibi olmak söz konusu olduğunda, üreme yetisinden bahsedildiğinde, erkekler çok fazla olmasa da kadınların yaştan çok etkilendiğini söylemek gerek. Kadınlarda hamile kalabilme olasılığı yaşın ilerlemesiyle beraber hızla azalmaktadır. Bu bakımdan gebelik için çok beklememek oldukça önemlidir. Kadınlarda yaş ilerledikçe yumurta üretimi ciddi anlamda azalır. Bununla birlikte stres, sigara kullanımı, cinsel hastalıklar, geçirilen enfeksiyonlar gibi faktörler yumurta kalitesinin her geçen gün bozulmasına ve sayısının da düşmesine yol açar.

  • İlaç kullanımı

kıısrlık ilaçları

Kadın, erkek, genç, yaşlı herkesin herhangi bir hastalığın tedavisi için kullandığı ilaçlar az ya da çok vücut sistemlerinin sağlığına zarar verebilmektedir. Kadınlarda takviyeler ve vücut geliştirici ilaçlar; adet düzensizliklerine, yumurtlama düzensizlikleri, adet kanamalarının kesilmesi ve kısırlığa neden olmaktadır. Aynı ilaçlar erkeklerde; testislerde atrofi (testislerin küçülmesi), sperm sayısının azalması, azospermi ve kısırlığa neden olmaktadır. Hem kadın hem de erkeklerde alerji, soğuk algınlığı, öksürük, mide hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, böbrek hastalıkları ve tiroit bezi hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar, ağrı kesiciler ve antibiyotikler üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.