kromozom

Kapsamlı Kromozom Taraması

Doğal yolla bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin yaklaşık % 15’i pek çok denemeye rağmen başarı elde edememektedir. Zira gebeliğin gerçekleşmesi için birden çok faktörün bir arada ve olumlu bir şekilde seyretmesi gerekiyor. Doğal yolla gebelik denemelerinin başarısız olduğu vakalar için günümüzde çok sayıda tedavi yöntemi bulunmakta ve bunlardan çok yüksek olasılıkla başarı elde edilebilmektedir. Üreme tedavisine ihtiyaç duyan çiftlere doğru metotla, uzman kişiler tarafından tedavi uygulandığında gebeliğin gerçekleşmesi ve canlı doğum büyük bir olasılıkla mümkün olabilmektedir.

Gebelik elde edilemeyen ya da gebe kalınsa bile anne karnında ölüm ya da düşükle sonuçlanan vakalarda gebelik şansını arttırmak için pek çok farklı tedavi uygulaması yapılmaktadır. Uzun yıllardır bu uygulamaların en etkili sonuçlar verenlerinden birisi İmplantasyon Öncesi Genetik Tanı (PGT) yöntemi idi. Ancak günümüzde bu yöntemden çok daha başarılı sonuçlar veren Kapsamlı Kromozom Taraması yöntemi uygulanmaya başlanmıştır. Kapsamlı kromozom taraması, doğal yolla gebelik elde edemeyen çiftlerde uygulanan tüp bebek tedavilerinde oldukça başarılı bir sonuçlar alınan tedavi yöntemidir.

Kapsamlı kromozom taraması nedir?

kromozom-1

Tüp bebek tedavisine başlanmadan önce uygulanan kapsamlı kromozom taraması, elde edilen embriyonun genetik özelliklerini, olası anomalileri saptamaya olanak veren bir yöntemdir. Kapsamlı kromozom taraması uygulamasında; oluşturulmuş olan embriyolar anne adayının rahmine transfer edilmeden önce embriyoda mevcut olan tüm kromozomlar araştırılır. Daha önceden uygulanmakta olan FISH gibi yöntemlerde sadece bazı kromozomlar incelenirken, kapsamlı kromozom taramasında 24 kromozomun 24’ü de detaylı bir şekilde incelenmektedir. Kapsamlı kromozom taramasının İngilizce açılımı “Array Komperatif Genomik Hibridizasyon”dur ve kısaca aCGH şeklinde ifade edilir. Kapsamlı kromozom taraması ile incelenen embriyoların sahip olduğu tüm kromozomların detaylı bir haritası çıkarılır ve bu sayede de önceden fark edilemeyen, başka türlü tespit edilmesi mümkün olmayan kromozom bozuklukları görülebilir. Tüm kromozomlar taranabildiği için de anne adayının rahmine en sağlıklı, en kaliteli embriyolar transfer edilir, sağlıklı bir gebelik, canlı doğum mümkün hale gelir.

aCGH (kapsamlı kromozom taraması) ile PGT (Implantasyon Öncesi Genetik Tanı) yönteminin farkları nelerdir?

aCGH, yani kapsamlı kromozom taraması yöntemi keşfedilmeden önce, tüp bebek tedavisinde başarı ve canlı doğum için Implantasyon Öncesi Genetik Tanı (PGT) yöntemi uygulanmaktaydı. PGT yöntemi sayesinde embriyoların bazı kromozomları incelenmekte ve olası bazı riskler konusunda bilgi ve fikir sahibi olmak mümkün olmaktaydı. Bu bağlamda hala pek çok tüp bebek tedavisi merkezinde PGT yaygın olarak uygulanmaktadır. “Floresan In Situ Hibridizasyon” (FISH) şeklinde tabir edilen PGT, genetik sorunları tespit edebilmek adına başarılı bir yöntemdir, ancak tüm risklerin tanılanması bakımından aCGH ile kıyaslandığında kesinlikle yetersizdir. PGT yöntemi embriyoların sadece belirli yönlerinden incelemesini olanaklı kılmaktadır. PGT; incelenecek embriyoların canlı doğum ile sonuçlanamayacak genetik bozuklukları ya da erken dönem düşüklerde yüksek risk grubunda olan kromozom sorunlarının PGT yöntemi ile görüntülenmesi, tespit edilebilmesi mümkün olmamaktadır. Bu bakımdan sadece 9 kromozomun taramasının yapıldığı PGT yönteminde embriyoda oluşabilecek kromozomal bozuklukların sadece % 60 – 80’i saptanabiliyor. Bu durumda da en az % 20’lik bir kromozomsal sorun riski söz konusudur.

PGT incelemesinden sonra geriye kalan % 40’lık ya da % 20’lik bölüm anne ve baba adayının şansına bağlı olarak değişebilmektedir. PGT uygulanan ve normal, sorunsuz olarak görüntülenen, tespit edilen bir embriyo rahme transfer edildiğinde gebelik elde edilemiyorsa işte bu % 40’lık – % 20’lik görüntülenemeyen bu oranda sorun var demektir. Gebelik isteyen ve bu amaçla daha öncesinde defalarca deneme yapmış, tedaviler görmüş çiftler için % 1’lik bir risk bile çok ciddi sorun anlamına gelebilmektedir.
Söz konusu olan kapsamlı kromozom taraması (aCGH) ise yukarıda bahsi geçen % 40’lık ya da % 20’lik dilim de, yani embriyonun tüm kromozomları oldukça detaylı bir şekilde incelenir. Bu yöntemde embriyoların 24 farklı kromozomu arasında sağlıklı olanlar tüm yönüyle görüntülenebilir ve gebelik şansı, sağlıklı ve canlı doğum şansı arttırılır. Uzmanlara göre kapsamlı kromozom taraması uygulaması normalde gebelik için geç ve riskli yaş olarak kabul edilen 40 yaşındaki kadınların tıpkı 30 yaşındaki halinde olduğu gibi gebe kalabilme şanslarını artırmaktadır. Nasıl ki, 30 yaşındaki bir kadının gebe kalma ve sağlıklı, canlı doğum yapma olasılığı yüksekse, kapsamlı kromozom taraması yapılan 40 yaşındaki kadınların da aynı şekilde şansları yüksek olacaktır.

Kapsamlı kromozom taraması uygulaması öncesinde yapılan uygulamalarla tespit edilemeyen kromozomsal sorunlar artık tespit edilebilmektedir. Bu tarama sonucunda çiftin normal embriyo elde etme şansı da aslında düşebilmektedir. Tarama yapılmadan önce çok sayıda embriyo elde etmek mümkünken, kapsamlı kromozom taraması yapılan hastalarda sağlıklı bir embriyo saptayabilme şansı azalır, sağlıklı embriyo bulunmama riski de artar. Bu tür bir durumda embriyo transferi yapılmayabilir. Çiftlerde incelenecek embriyo sayısının fazla olması bu bakımdan önemlidir. Zira embriyo sayısı arttıkça, sağlıklı gebelik şansı da artacaktır.

Sorunsuz olduğu tespit edilen embriyo ile her zaman gebelik oluşabilir mi?

kromozom

Laboratuvar ortamında oluşturulan embriyolar anne adayının rahmine transfer edilmeden önce PGT ya da en yeni yöntem olan kapsamlı kromozom taraması ile detaylı bir şekilde incelenmektedir. Tüm incelemelerin sonucunda “normal” yani “sorunsuz” olduğu tespit edilen embriyolardan en kaliteli olanı anne adayının rahmine transfer ediliyor. Yapılan taramalarda kromozomsal açıdan bozukluk, bir anomali tespit edilen embriyolar transfer edilirse gebeliğin gerçekleşmeme riski, gebelik oluşsa bile canlı doğum gerçekleştirememe riski yüksektir. Bu tür kromozomsal bozukluğu olan embriyolardan elde edilen gebeliklerin erken haftalarda düşük ile sonuçlanması riski çok yüksek oluyor. Gebeliğin hiç oluşmaması riskine oranla gerçekleşen bir gebeliğin düşükle sonuçlanması ebeveyn adayları açısından daha büyük bir yıkım oluyor.

Kromozomsal olarak bir olumsuzluk, bir bozukluk tespit edilen vakalarda embriyo transferi sonrasında başarısızlık yaşanma riskinin yüksekliği de yine anne adayının yaşı ile doğru orantılıdır. Anne adayının yaşı 35 ve üzeri ise bu risk maalesef çok daha yüksek oluyor. Bu bağlamda genetik tarama uygulamaları özellikle 35 yaşın üzerinde gebelik isteyen kadınların embriyolarına uygulanmaktadır. Çünkü ilerleyen anne yaşıyla birlikte kromozomsal bozukluk riski de artmaktadır. Kapsamlı kromozom taraması yöntemi ile normal embriyolar tercih edilir ve bu tür riskler olabildiğince azaltılır. Ancak tüm bunlar bir yana gebeliğin oluşabilmesi, sağlıklı bir gebelik dönemi yaşanması, canlı ve sağlıklı bir doğum gerçekleşmesi için sadece embriyonun sağlıklı ve kalitesi olması yeterli değildir. Bunun yanında pek çok faktörün de olumlu yönde seyretmesi gerekiyor.

Gebeliğin gerçekleşmesi için nelere ihtiyaç vardır?

Gebeliğin gerçekleşmesi pek çok etkenin aynı dönemde olumlu ve sağlıklı seyretmesi gerekmektedir. Bu bağlamda anne adayının rahim dokusunun sağlıklı ve yeterli olması gebeliğin gerçekleşebilmesi için aranan temel koşullardan birisidir. Anne adayının yeterli sayıda ve kalitede yumurta rezervinin olması, aynı şekilde baba adayının da yine yeterli sayı ve kalitede sperm rezervinin olması çok önemlidir. Gebeliğin gerçekleşmesi için gereken en sağlıklı, en kaliteli embriyoların seçilmesi için PGT yöntemi veya kapsamlı kromozom taraması yöntemi işleminde araştırılacak embriyo sayısının arttırılması önemlidir. Bu bakımdan gebelik isteyen hastalara embriyo sayısını arttırmak için çeşitli dozlarda sahip ilaçlar verilebilir.

Çok sayıda ve kaliteli embriyo elde edebilmeyi amaçlayan bu ilaçların yüksek dozda verilmesinin yaraları olduğu gibi zararları da olabilmektedir. Yüksek dozlu bu ilaçlar, rahim duvarına olumsuz olarak etki edebilir, embriyonun tutunacağı ortamda hasar verebilir. Bu tür durumlarda laboratuvar ortamında genetik olarak normal bir embriyo geliştirilebilse bile uygun olmayan bir rahim dokusu dolayısı ile gebelik sağlamak mümkün olmayabilir ya da oluşturulan gebelik uzun süre tutunamadığı için erken haftalarda düşükle sonuçlanabilir. Böyle bir vakada uzmanlar hamilelik oranlarını arttırmak için genetik işleme tabii tutulan embriyoları dondurup ileri bir dönemde kullanmak üzere saklamayı tercih ediyorlar. Aradan geçen süre içinde rahim dokusu tedavi ile onarılabilmekte ve uygun zamanda aynı embriyolar çözülüp doğal olarak rahme transfer edilebilmektedir.

Genetik tarama gerekli midir ve kimlere uygulanır?

Doğal yolla gebelik deneyip başarılı olan çiftlerde her hangi bir ekstra işleme zaten ihtiyaç duyulmaz. Ancak uzun süre denediği halde doğal yolla gebelik elde edemeyen, gebelik gerçekleşse bile düşük ya da gebelik kaybı ile canlı doğumun mümkün olmadığı çiftlerde genetik tarama yoluna gidilebilmektedir.

Kromozomlar kişinin genetik hücrelerine kodlanmış ve kişinin yaşamının her adımında rehber olan, göz renginden, karakter özelliklerine kadar her bireyi kendine özel yapan özellikleri yapılarında saklamaktadır. 23 çift, yani toplamda 46 tane olan kromozomlar herkesin tüm özelliklerini belirlemekte ve barındırmaktadır. Bu bakımdan kişinin genlerinde ya da kromozomlarında var olan, meydana gelebilecek sorunlar gebe kalabilme konusunda da engel yaratabilmektedir. Kromozomsal bozukluklar durumunda çok yüksek ihtimal olmasa da gebe kalınabilse de var olan gebelik yüksek ihtimalle düşükle sonuçlanabiliyor. Pek olası değil, ancak gebelik ve canlı doğum olsa bile kromozomsal bozukluk varlığında bazı anomalilere sahip bebek olma riski çok yüksektir. Çünkü kromozomlardaki bir bozukluk, her hangi bir sağlıksız durum elbette ki olumsuz bir duruma sebep olacaktır.

Riskli durum barındıran ve özellikle de anne adayının yaşının 35’in üzerinde olduğu vakalarda kesinlikle kapsamlı kromozom taraması yapılması yukarıda sayılan tüm bu olumsuz durumları engellemek için çok önemli faktörlerdir. Gebeliğin gerçeklememesi, var olan gebeliğin düşükle ya da ölü doğumla sonuçlanması, bebek doğsa bile anomalilere sahip olması gibi hayati riskler göz önünde bulundurulduğunda kapsamlı kromozom taraması yapılmasının önemi çok daha net bir şekilde anlaşılabilmektedir. Öncelikle tekrarlayan gebelik kayıpları, bilinen bir kromozom bozukluğu olan ya da tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları, anne adayının ileri yaşta olması gibi sebepler göz önünde bulundurularak ya da mümkünse doğal yolla gerçekleşmeyen her gebelikte kapsamlı kromozom taraması uygulamasının faydası olacaktır.

Embriyoya hangi genetik tarama yöntemleri yapılabilir?

Embriyonun ne kadar sağlıklı, kaliteli, anomalilerden ne kadar uzak olduğunun belirlenebilmesi ve en sağlıklı embriyonun seçilerek rahme transfer edilebilmesi için günümüzde uygulanmakta olan genetik tarama yöntemleri; FISH, PGD ve kapsamlı kromozom taraması olan aCGH’dir.

Genetik tarama yöntemlerinden olan FISH ve PGD’de embriyonun genetik özellikleri bakımından bazı kromozomlar inceleniyor. Öncelikle yumurta ve sperm laboratuvar ortamında bir araya getirilerek döllenme gerçekleştiriliyor ve embriyo oluşturuluyor. Oluşan bu embriyo 3 gün bekletiliyor ve 8 hücreli aşamaya geldikten sonra bir tane hücre (trofoblast) alınıyor. Alınan hücre genetik açıdan inceleniyor, detaylı bir şekilde araştırılıyor. Alınan hücrenin incelenmesiyle elde edilen verilerin embriyonun tamamını işaret ettiği düşünülerek karar veriliyor. Bu bağlamda “normal” olduğu tespit edilen embriyo, doğru zamanda ve uygun koşullarda anne adayının rahmine transfer ediliyor. Ancak aCGH, yani kapsamlı kromozom taraması uygulaması bundan çok daha detaylı ve kesin sonuçlar verebiliyor.

aCGH, yani kapsamlı kromozom taraması uygulamasında da yine yumurta ve sperm dölleniyor ve embriyo oluşuyor. Oluşturulan bu embriyolar 5 gün boyunca uygun ortamda bekletiliyor. Embriyoların içinden yeterince kaliteli olmayanlar seçilip elendikten sonra geriye kalan kaliteli embriyoların blast evrelerinden dış çeperden, biyopsi yöntemi ile 2-3 tane hücre (trofoektoderm) alınıyor ve tüm kaliteli embriyolar donduruluyor. Sonrasında embriyolar laboratuvara gönderiliyor. Bu embriyoların tam olarak kapsamlı kromozom taramasından geçmesi ortalama olarak 2 – 3 hafta sonra kadar sürmektedir. Gebelik için en doğru ve en sağlıklı embriyolar tespit edildikten sonra anne adayına endometrial hazırlık yapılıyor ve dondurulan normal embriyo çözülerek anne adayının rahmine transfer ediliyor.

Hangi genetik tarama yöntemi daha etkili olur?

aCGH yöntemini FISH ve PGD yönteminden ayıran en temel özellik tam 23 çift kromozom ve Y kromozomu taramasının yapılabiliyor olmasıdır. Bunun aksine FISH ve PGD yöntemlerinde en fazla 9 kromozomun taranması mümkün olmaktadır. Kromozomsa anomalilerin tespit edilme durumu söz konusu olduğunda FISH yönteminde sorunların % 60 – 80 kadarı taranabiliyorken, aCGH yönteminde bu oran neredeyse % 100 civarına çıkmaktadır. Bununla birlikte embriyoların incelendiği zaman da çok önemlidir. Şöyle ki; FISH yönteminde embriyolar 3. günde incelenirken, aCGH yönteminde 5. gün incelenmektedir ve bu arada geçen 2 gün aslında çok şeyi değiştirebilmektedir. Zira 3. günden 5. güne gelene kadar geçen 2 günlük süreçte embriyo kendi içindeki bazı sorunları tamir edebiliyor. Embriyonun kendi kendini onarabilme özelliği sayesinde 3 günde incelemesi yapılan embriyonun, 5. günde incelenmesi durumunda bazı sorunların giderildiği fark edilebilir, daha çok kaliteli, sağlıklı embriyoya sahip olmak mümkün olabilir.

aCGH yöntemi gebelik şansını ne kadar arttırabilir?

Kapsamlı kromozom taraması yapılması için anne adayının çoğunlukla birden fazla defa denemesine rağmen hamilelik elde edememiş olması, bilinen bir kromozom bozukluğu olması, yaşının 35’ten yüksek olması ya da tekrarlayan düşükler yaşamış olması gerekiyor. Bu tür normal dışı olan durum yaşayan, gebe kalma ya da canlı doğum yapma şansı düşük olan kadınlarda kapsamlı kromozom taraması gebelik şansında % 5’lik oranda arttırabilmektedir. Bu yöntemde elde edilen embriyonun her bir kromozomu tek tek, detaylı bir şekilde incelendiğinden normal bir embriyo tespit etme şansı da düşmektedir. Bazı bireyler tarafından kötü, olumsuz bir durum olarak algılanabilen bu durum, aslında oldukça olumlu ve faydalıdır. Zira denemeye rağmen gebeliğin gerçekleşmemesi, var olan gebeliğin düşükle sonuçlanması, ölü doğum ya da anomalili bir bebek gibi sorunların yaşanması riski ile karşı karşıya kalmaktansa en erken dönemde tespit edilerek önlem alınması en doğru yaklaşımdır.

aCGH yöntemi gelecek için neler vaat etmektedir?

Kapsamlı kromozom taraması, gebelik şansı düşük olan, sağlıklı bebek sahibi olamama sorunu ile karşı karşıya olan çiftlere umut ışığı olmaktadır. İlerleyen dönemlerde bu yöntem sayesinde başarının % 80 civarına ulaşması beklenmektedir. Özellikle de ileri yaştaki kadınlara daha sağlıklı ve sorunsuz gebelikler vaat ettiği düşünüldüğünde 40 yaşındaki kadınlara, tıpkı 30 yaşındaymış gibi kolay ve sorunsuz gebelik şansı doğabilmektedir.

aCGH uygulanırken dikkat edilmelidir?

aCGH yöntemi, laboratuvar koşullarının çok iyi olduğu, kaliteli donanıma sahip olan merkezlerde uygulanmalıdır. Özellikle de uygulamayı yapacak sağlık personelinin alanında uzman ve tecrübeli olması çok önemlidir.

Yorum Yok

Give a Reply