imsi

IMSI Hangi Vakalarda Başarıyı Arttırır?

Tüp bebek tedavisi, doğal yolla gebelik elde edemeyen çiftlerin başvurduğu ve çoğunlukla başarılı sonuçlar alınan bir üremeye yardımcı tedavi yöntemidir. Yaklaşık 40 yıldır tüm dünyada uygulanmakta olan tüp bebek tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler ve tekniklerle kazanılmaktadır. Klasik tüp bebek tedavisine bu yeni keşifler de eklenerek bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin umudu artırılmaktadır. İşte bu bağlamda uygulanan yöntemlerden birisi IMSI’dir (Yüksek Mikroskobik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu). IMSI, daha sağlıklı bir döllenme olması ve daha kaliteli bir embriyo elde edilmesi ve dolayısıyla da daha başarılı bir tüp bebek tedavisi olması için çok önemli bir uygulamadır.

IMSI (Yüksek Mikroskobik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu) nedir?

imsi

IMSI (Yüksek Mikroskobik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu) klasik tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamaları ile karşılaştırıldığında çok daha kaliteli ve üst düzey spermlerin seçilebilmesi için morfolojik analiz yapabilme olanağı verir. Bu analiz sayesinde döllenme için en uygun sperm seçilir ve canlı sperm hücresine hiçbir zarar verilmeden bu spermin mikroenjeksiyonu yapılabilir.

Tüp bebekte uygulanan klasik mikroenjeksiyon sistemi ile incelenmek istenen canlı sperm hücresi ortalama 400- 800 kat büyütülebiliyordu. Bu kadar büyütme ile spermin baş yapısı, boyun yapısı ve kuyruk yapısı gibi genel morfolojik özellikleri incelenebiliyor, spermin kalitesi hakkında genel bir kanıya ulaşılıyordur. Fakat sperm hücresinin baş yapısında bulunan organeller ve vakuol gibi gebeliğe engel yapılar ve hücre çekirdeği klasik mikroenjeksiyon yöntemi ile incelenemiyordu. Bundan dolayı da klasik mikroenjeksiyon yöntemi tam anlamıyla bir sperm analizi değil de, genel bir sperm analizine olanak verebilmektedir. Oysaki IMSI tekniği ile sperm hücreleri çok daha fazla ayrıntılı olarak incelenebiliyor, spermin kalitesi konusunda daha doğru bir karar verilebiliyor.

IMSI (Yüksek Mikroskopik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu) niçin önemli?

imsi-3

IMSI işleminde en ileri teknoloji ile donatılmış özel mikroskoplar kullanılmakta ve yapılan işlemde spermler 6000- 8000 kat büyütülerek incelenmektedir. Bu büyütme oranı sayesinde canlı spermlerin hücre içi yapıları ve hücre çekirdeği morfolojisi detaylı bir şekilde incelenebiliyor. IMSI ile normal özelliklere sahip ya da normale en yakın spermler çok titizlikle seçiliyor. Böylesi bir detaylı inceleme sonucunda seçilen spermlerle yapılan mikroenjeksiyon işlemi ise % 25 – % 40 arasında daha yüksek döllenme başarısı ve canlı doğum şansı getirebiliyor. Yani IMSI işleminin tüp bebek tedavisinde başarı oranını kesin olarak artırmaktadır.

Erkeklerde genetik özellikler, geçirdikleri hastalıklar, kullandıkları ilaçlar ve maruz kaldıkları çevresel faktörler spermlere farklı derece ve şiddette DNA hasarına yol açabilir. Tüp bebek tedavisinde uygulanan ICSI tekniğinde ise hasarlı DNA’ları olan spermlerin kullanılma riski yüksektir. Bu tür bir durumda gebelik elde edebilme ve canlı doğum yapabilme olasılığı düşer. Ancak IMSI (İntra cytoplasmic Morphologically Selected sperm İnjection) ise günümüzde tüp bebek tedavisinde kullanılan ve canlı spermde DNA hasarı olup olmadığını tespit eden en iyi tekniktir.

Araştırmalar sperm DNA hasarı ile sperm kafasında vakuol oluşumu arasında doğru bir orantı olduğunu gösteriyor. Bundan dolayı da en kaliteli ve sağlıklı spermi bulabilmek için farklı teknikler ve yeni teknolojiler kullanmak bir gereklilik halini aldı ve IMSI tekniği tam da bu amaca hizmet ediyor.

Tüm bunlardan yola çıkarak yumurta ve spermdeki yüksek ya da düşük  DNA hasarı iyi kalitede embriyo elde edememe ve sonunda düşük gebelik gibi sorunlara yol açabiliyor. Ancak IMSI tekniği sayesinde spermdeki en küçük hasar veya kusur bile artık tespit edilerek bu tür sorunların önüne geçilebiliyor.

Tüp bebek tedavisinde spermin kalitesi ve DNA’sının hasarsız olması gerekir!

imsi-1

Gebelik elde etmek isteyen bir çiftte nasıl ki yumurtanın kalitesi çok önemliyse, aynı şekilde sperm kalitesi ve sayısının da gebeliğe uygun olması çok önemlidir. Sperm kalitesi ve sayısı normalde olması gerekenden daha düşükse doğal yolla gebelik elde edebilmek zorlaşır. Aynı bağlamda düşük kaliteli spermler kullanılarak üremeye yardımcı yöntemlerle gebe kalabilmek de zor olacağı için, bu çiftlerde ekstra işlemler yapılması gerekir.

Baba adayındaki anormal hücre metabolizması ve oksidatif stres, sperm DNA zincirlerinin bütünlüğünün korunmasını zorlaştırmakta, spermlere sağlığına zarar vermekte, DNA kollarında çeşitli hasarlara sebep olmaktadır. Özellikle de yaşın ilerlemesi, sigara içmek, hava kirliliğine maruz kalmak, uzun seks yapmamak, testislerin anormal sıcak ortamlarda kalması, birtakım hastalıkların tedavisi için kullanılan ilaçlar gibi olumsuz koşullar erkeklerde sperm DNA’sına hasar verir, çocuk sahibi olma şansını düşürebilir.

Bir baba adayında spermin DNA hasarı % 8 den az olduğunda döllenme sırasında yumurtanın sağlıklı DNA’sı spermlerin hasarlı olan DNA’sını tamir edebilme yetisine sahip ve sağlıklı embriyo elde edilebilir. Kesin olmamakla birlikte bu tür gebeliklerden sağlıklı bebek elde edebilme şansı da vardır. Ancak bazı araştırmalar, bu tür gebeliklerden doğan farelerin anormal özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Bunlarda anormal büyüme, erken yaşlanma, akciğer ve cilt tümörleri gibi anomaliler oluşabiliyor. İşte bu bakımdan spermin DNA yapısının hasarsız ve sağlıklı olması genetik verilerin ileriki soylara daha sağlıklı bir şekilde aktarılması açısından da çok önemlidir.

IMSI tekniği, ICSI tekniğinin ileri düzeyidir!

imsi-4

35 yaşın üzerindeki erkeklerde sperm DNA hasarı oranı hızla artar ve olası gebelikte düşük riski artmaktadır. Bunu en aza indirebilmek adına yıllardır uygulanan ICSI tekniği ile doğan çocuklar 8 yaşına geldiklerinde yapılan nörolojik muayenelerde, doğal yoldan doğan ve ICSI ile doğan çocuklar arasında hastalıklar bakımından bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Buna keza ICSI ile dünyaya gelen çocuklarda majör konjenital anomalilerin biraz daha fazla olduğu da görüldü. Aynı bağlamdaki 10 yaşındaki çocuklar incelendiğinde ise her iki yoldan doğan çocuklarda anlama, kavrama ve motor gelişiminin neredeyse eşit olduğu saptandı.

DNA’sı hasarlı spermler kullanılarak yapılan ICSI, yani mikroenjeksiyon yöntemi ile oluşan gebeliklerin yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde belirgin bir herhangi bir sağlık sorunu tespit edilmemiştir. Fakat şu bir gerçek ki, ICSI tekniği sayesinde doğal yolla yumurtayı dölleyemeyecek kadar DNA’sı hasarlı spermler ile embriyo elde edilebiliyor, gebelik elde edilebiliyor. Hasarlı DNA’sı olan spermler ile elde edilen embriyolarda, promutasyon ve mutasyon oluşabilir ve ileride doğacak çocuklarda kısırlık, kanser hastalıkları görülebilir. Fakat IMSI tekniği ile DNA yapısı en iyi olan spermler seçilir ve bunlardan elde edilen gebeliklerde çocuklar daha az risk taşır.

IMSI (Yüksek Mikroskobik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu) tekniği kimlerde başarıyı artırır?

imsi-2

IMSI tekniği; yumurta rezervi normalden daha az olan kadınlarda sağlıklı gebelik başarısını artırmaktadır. Tüp bebek tedavisi kişiselleştirilmiş tedaviyi zorunlu kılan bir tedavi olduğu için yumurtası az olan kadınlarda IMSI uygulanarak gebelik şansı kolaylıkla artırılabilir. Zira geliştirilen her yeni teknik ve yöntem doğru endikasyonla, doğru kişiye uygulandığında başarı oranı artar. IMSI tekniği de son birkaç yıldır tüp bebek tedavilerinde özellikle geçmişte başarısız denemeleri olmuş çiftlerde başarı olasılığını ve sağlıklı gebelik elde edebilme şansını ciddi anlamda artırmaktadır.

Yorum Yok

Give a Reply