kurdesen-3

Hamilelikte Hives Kurdeşen (Ürtiker)

Kurdeşen, yani ürtiker cilt üzerinde kendini gösteren oldukça yaygın bir şikayettir. Ürtiker; deri yüzeyinde oluşan, etrafı kırmızımsı birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar büyüklüğü değişebilen, ortası solgun, kaşıntılı plaklar ya da deri döküntüleridir. Kronik ürtiker hayatın farklı dönemlerinde pek çok farklı nedenle ortaya çıkabilir. Ürtikerin en sık olarak görüldüğü, yaşanma riskinin en fazla olduğu dönem gebelik dönemidir. Gebelikte yaşanan kurdeşen, yani ürtiker kadınlar arasında çok farklılıklar gösterebilir. Bazen önceden var olan bir kronik ürtiker diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi gebelikte artarak devam edebilir ya da aynı seyredebilirken, kimi zaman da daha önceden böyle bir sorun yaşanmamışken gebelikle birlikte gebelik ürtikeri (gestasyonel ürtiker) şeklinde ortaya çıkabilir.

Gebelikte ürtiker (kurdeşen) nedir?

kurdesen-3

Kurdeşen, yani ürtikerin insanların hayatlarının herhangi bir zamanında görülme riski % 15 – 25 arasında değişmektedir. Özellikle de akut ürtiker vakaları gençlerde ve çocuklarda daha sık görülür. Kronik ürtiker ise akut ürtikere göre daha nadir görülen bir sağlık sorunudur ve % 1 civarında bir risk barındırır. Kronik ürtiker, daha çok yetişkinlerde ve kadınlarda görülmektedir.

Ürtikerin ortaya çıkmasında pek çok farklı etken söz konusu olabilmektedir. Gestasyonel  ürtiker ise hamilelik sürecinde ortaya çıkan hormonsal değişimler, dengesizlikler veya plesanta tarafından gösterilen tepkilere bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Aslında gebelikte ürtikerin meydana gelmesine sebep olan etkenler tam olarak kanıtlanmış değildir, ancak bu konuda tahminler ve akıl yürütmeler söz konusudur. Özellikle de gebelik sırasında anne adayının vücudunda normalden daha düşük kortizon seviyesi, çok yüksek östrojen ve progestron seviyeleri söz konusu olursa ürtiker ortaya çıkabilir.

Gebelik sürecinde veya öncesinde ürtiker tespit edildiğinde vücuttaki tüm değerler kontrol edilmeli, buna göre olası sebepler belirlenerek tedavi uygulanmalıdır. Gebelikte ürtiker durumunda anne adayının normal dışı şekilde seyreden tüm değerleri çok önemlidir.

Gebelik ürtikeri olan kişi hangi şikayetleri yaşar?

Gebelik öncesinde ürtiker yaşayan kişinin bu sorunu gebelik sürecinde yeniden ortaya çıkabilir, hatta çoğunlukla daha şiddetli şekilde kendini gösterir. Gebelik sırasında ürtiker olması durumunda anne adayları genellikle tüm vücutta yerini tam olarak belirleyemedikleri kaşıntılardan rahatsız olurlar. Anne adaylarının kaşıntı şikayetlerinin rutin önlemlerle geçmemesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekir.

Ürtikerden kaynaklı kaşıntı şikayetinde doktora gidilmemesi durumunda, tipik ürtiker lezyonları belirir.
Gebelikte ürtiker sorununda cilt üzerinde ortaya çıkan tipik lezyonlar kısa sürede belirir ve sonra aniden kaybolur. Zira ürtiker plakları aynı yerde 24 saatten fazla kalmaz, lezyonlar gün içinde tekrarlayabilir. Ürtiker plakları kişide yaygın olarak karın bölgesinde,  kollarda, bacaklarda ve bazen de vücudun tümünde cilt kızarıklığı veya yüzeyden kabarık lezyonlar şeklinde olabilir. Lezyonlar genellikle, birkaç milimetre büyüklüğünde toplu iğne başı gibi ve soluk renkli olabiliyor.

Gebelikte ürtiker genellikle hamileliğin son aylarında, en sık olarak da 35. haftadan sonra görülürken, nadiren de doğum sonrasında ortaya çıkabiliyor. Ürtikerden kaynaklanan kaşıntılar, kızarıklıklar, kabarıklıklar, bazen plaklar halinde olabiliyor. Ürtiker, yani kurdeşenden kaynaklanan şikayetler genellikle doğum sonrasında kendiliğinden ortadan kalkar.

Gebelik ürtikeri neden olur?

kurdesen

Ürtikerin ortaya çıkmasında pek çok faktör rol oynamakta, gebelik ürtikeri için de farklı nedenler söz konusu olabilmektedir. Uzmanlara göre gebelikte akut olarak gelişen ürtikerden sorumlu olabilecek en önemli nedenler; ilaçlar, gıdalar ve enfeksiyonlardır. Kronik ürtikerin oluşumunda ise çoğu zaman % 80 – % 90 oranla sebebi de tespit edilememektedir.

Gebelikte ürtikerin nedenleri araştırılırken anne adayının o yaşa kadarki hastalık öyküsünün bilinmesi önem taşımaktadır. Anne adayının geçmişte yaşadığı sağlık sorunları ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde ürtikerin de nedenlerinin bulma ihtimali artar. Bu bağlamda hastadan uygun ve ayrıntılı bilgi almak çok önemlidir.
Gebelik öncesinde ürtiker şikayeti olan hastaların, gebelik başlangıcında mutlaka doktoru bilgilendirmeleri gerekiyor. Zira diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi ürtiker sorununda da hamilelik döneminde şikayetlerde bir artış ya da azalma olabilir.

Gebelik dışındaki dönemde kronik ürtiker nedenleri arasında en sık karşılaşılanlar ilaçlar ve gıdalardır. Bu bakımdan da ürtiker sorununda hastanın beslenme alışkanlıkları ve kullandığı ilaçlar incelenmelidir. Aynı durum gebelik döneminde ortaya çıkan ürtiker sorunu için de geçerlidir. Bunların dışında inhalasyon, kontakt gibi alerjenler, tranfüzyon reaksiyonları, bakteriyel fungal viral helmitik infeksiyonlar, böcek ısırıkları, romatizmal kollajen doku hastalıkları, malign hastalıkları (tümörler), Hashimato troiditi gibi otoimmun hastalıklar da gebelikte ürtikere sebep olabilir. Bu bağlamda ürtiker tespit edildiğinde her bir faktörün detaylı olarak incelenmesi gerekir.

Ürtikere sebep olan etkenler incelendiğinde pek çok hastalığın seyrinde de ürtiker de olduğu gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Özellikle de besin maddeleri, ilaçlar, yaygın alerjenler, aşırı sıcak, aşırı soğuk, güneş ışığı, su, deriye baskı uygulanması gibi çevresel faktörler, ani ve aşırı duygusal stresler ve çok yoğun egzersizlerin de  kronik ürtikere neden olma riskinin yüksek olduğu bilinmektedir. Gebelik döneminde anne adayının hormonlarının salgılanma seviyesinin çok değişken olduğu da düşünüldüğünde ürtiker ortaya çıkması için gebelik dönemi uygun bir zaman dilimidir.

Gebelik ürtikerine, yani gebeliğe bağlı olarak ortaya çıkan ürtikere plesantanın salgıladığı maddeler ve hormonsal değişikliklerin sebep olduğu bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Özellikle de anne adaylarının vücudunda kortizon seviyesinin normalden daha düşük olması, östrojen ve progesteron gibi hormonların da daha yüksek olması gebelik ürtikerinin ortaya çıkmasında etkilidir. Ayrıca gebelikte ürtiker tespit edilen kadınların derisinden alınan örneklerde progesteron immünreaktif reseptörlerin normalden fazla olduğu görülmüştür. Gebelikte ürtiker tespit edilen kadınlar kesinlikle diğer kaşıntılı hastalıklar bakımından da araştırılmalıdır.

Gebelik ürtikerinde doktora gidilmeli!

kurdesen-1

Gebelik öncesinde ürtikeri olan kadınlar, gebelik planladıkları dönemde mutlaka doktorlarına bu konuda bilgi vermeliler. Gebelik öncesinde var olan ürtiker sorunu gebelikte artabilir de azalabilir de, nadiren de aynı seviyede devam edebilir. Bazı vakalarda ise gebelik öncesinde her hangi bir belirti yokken gebeliğin son aylarında  genellikle anlam verilemeyen bir şiddetle vücutta kaşıntı kızarıklık gibi şikayetler başlayabilir.

Gebelikte zaman zaman kaşıntı ve cilt döküntüsü olması normaldir. Ancak bunun şiddetli olması ve özellikle de 6 haftadan fazla devam etmesi durumunda bu şikayetlerinin nedeninin araştırılması gerekir. Ürtiker şikayetlerinin nedenleri araştırılırken hastaların kendi gözlemleri ve anlattıkları son derece önemlidir.

Ürtiker teşhisinin konmasında ve en doğru tedavinin uygulanabilmesinde çok etkili olabilecek bazı öneriler faydalı olacaktır. Bunun için ürtiker şüphesi ve şikayetleri olan anne adayları muayene öncesinde bazı hususlara dikkat etmeliler. Doktor muayenesi öncesinde yapılması gerekenler;

Ürtiker şikayetleri ve belirtilerinin ne zaman meydana geldiği ve ne kadar sürdüğü hasta tarafından bir yere not edilmeli.

Ürtiker şikayetleri yaşayan kadınlar hamilelik öncesinde kullandıkları bazı ilaçları ve gıdaları hamilelik sürecinde aldıklarında şikayetler ortaya çıkmış olabilir. Bu bakımdan kullanılan ilaçlar ve alınan gıdalar da gözden geçirilmeli.

Ortaya çıkmasında çok fazla etkenin rol oynayabildiği ürtiker, gebelik dışındaki dönemde de sıkça kullanılan, fazla önem verilmeyen vitaminler, bitkisel ilaçlar ya da takviyelerden, özellikle hamilelik sırasında kullanılan birçok ürüne bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu sebeple de gebelikte kullanılan her türlü ürün not edilmeli, neler tüketildiğinde semptomlar artıyor ya da neler kullanılmadığında azalıyor diye kontrol edilmeli.

Şikayetler için doktora gitmeden önce sorulacak sorular muayene öncesinde not edilmeli.
Ürtiker her zaman tek başına olmaz, bazen başka bir hastalığın ilk belirtisi veya hastalık seyri sırasında da ortaya çıkabilir. Hamilelik sırasında otoimmun troid hastalıkları veya diğer otoimmun hastalıkları mevcutsa mutlaka araştırılmalı.

Ürtiker kimi zaman bir alerjiden kaynaklanıyor olabilir. Bu sebeple de ürtiker belirtileri görülen kadınların bir alerji uzmanı tarafından görülmesi ve gerekirse teşhis için deriden alerji testi de dahil olmak üzere diğer testler de yapılmalıdır.

Daha önceden ürtiker ya da buna benzer bir rahatsızlık yaşanmışsa uygulanmış olan test veya röntgen sonuçları da doktor muayenesine götürülmelidir.

Gebelikte ürtiker tanısı nasıl konur?

kurdesen-2

Gebelik döneminde ya da öncesinde ürtiker şikayetleri olan hastalarda ürtikerin  tanısı için daha önceki dönemden hastalık öyküsünü almaya dair sorular sorulur ve fiziki muayene yapılır. Ürtiker tanısında hastanın laboratuvar bulgularından önce, dikkatli ve detaylı bir şekilde hikayesinin alınması gerekir, bundan sonra da muayene yapılır.

Daha önceden böyle bir sorun olmadığı halde gebelik sırasında çıkan ürtikerlerin sebepleri vitamin veya takviye için kullanılan ilaçlar ve gıdaların yarattığı alerjiler olabilir. Gebelikte ürtiker şüphesiyle gelen kadınların özellikle gıdalarla ilgili şikayeti varsa gıda alerji testlerinin yapılması gerekir. Burada alerji uzmanları alerjiyi kan tetkikleri ile araştırırlar. Alerji yapması muhtemel gıdalar hastaya verilir ve bunun sonucunda şikayetlerin artırdığının tespit edilmesi durumunda sorunun gıdalardan kaynaklandığı tanısı konur.

Gebelikte ürtiker sonuna neden olan etkenlerden olan ilaçlar, hamileliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için gerekliyken, ürtiker ataklarını da artırabiliyor. Böyle bir durumun tespit edilmesi bununla ilgili önlemlerin alınmasını gerektirir.

Yukarıda da anlatıldığı üzere ürtikerli hastalarda hastanın hikayesi tanı koymakta çok önemlidir. Ancak bu hikayenin bilimsel verilerle desteklenebilmesi için tanıya yardımcı olabilecek kan tetkikleri istenir. Bu bağlamda tam kan sayımındaki ve eritrosit sedimantasyon hızındaki anomaliler önem taşır. Ürtikerli kişilerde eozinofili parazitik enfeksiyon veya atopik dermatit hususları durumun saptanması için yol gösterici niteliktedir.

Ürtiker sorununa sebep olabilecek alerji dışında da pek çok etken bulunmakta, nedeni belirlenememiş ürtikerde; ANA, tiroid peroksidaz antikorları, kompleman profilleri, hepatit markerleri ve serum protein elektroforezi gibi hususlar da çalışılmaktadır. Bu bağlamda gebelikte ürtikeri tespit etmek için özel bir tetkik yoktur. Gebelikte ürtiker vakalarında diğer nedenler elendikten sonra gestasyonel ürtiker tanısı konur ve genellikle bu sorun gebelik bittikten sonra kendiliğinden kaybolabilir.

Gebelik ürtikeri nasıl tedavi edilir?

Hastalıkların tedavisinde temel olan husus, öncelikle hastalığa sebep olan etkenlerin belirlenmesi ve ardından bu sebepleri ortadan kaldıracak tedavi uygulamalarının yapılmasıdır. Bu bağlamda gebelik sırasında veya öncesinde ürtiker şikayetleri olan hastalarda da ürtikerin tedavisinde önce altında yatan bir hastalık varsa o tedavi edilmektedir.

Gebelikte ürtikerin alerjik temelli olduğu tespit edildiyse anne adayının alerjen ile teması kesildiğinde ürtiker de kısa sürede tamamen düzelebilir. Ürtikerin tanısı için yapılan tetkikler sonucunda temel sebep belirlenirse alerjik olan gıda veya alerjenden de kaçınmak çok önemlidir. Ürtikere sebep olan etken belirlenemediğinde ise “idiopatik ürtiker” söz konusudur ve ilaç tedavisi gerekir. Gebeliğe bağlı olarak gelişen gestasyonel ürtiker durumunda da ilaç tedavisi uygulanabilir ve gebelik bittiğinde şikayetler hala çok yoğun olarak devam ediyorsa devam edilen ilaçlar ürtiker şikayetlerini azaltmakta faydalı olabilir. Gebelikte ürtiker tedavisi için kullanılan ilaçların gebelik için güvenli olduğunun da altını çizmekte fayda var.

Gebelikte ürtiker ciddi bir sorundur, kesinlikle tedavi edilmelidir!

Kronik ürtiker, gebelikte çok ciddi semptomlara sebep olabilir ve semptomlar ilerlerse hamilelik bu durumdan çok ciddi bir şekilde etkilenebilir. Ürtikerli bazı kadınlar gebe kaldıklarında şikayetler ve belirtiler her hangi bir tedavi uygulanmadan kendiliğinden hafifleyebilir ya da tamamen ortadan kalkabilir. Bu tür durumlarda semotomların doğumdna sonra yeniden geri döndüğü de görülebilmektedir. Bunun tam tersi olarak da bazı kronik ürtikerli hastalarda gebelik sırasında şiddetli ürtiker atakları olabilir, gebelik öncesindeki semptomlar çok daha şiddetli bir şekilde seyredebilir.

Gebelik döneminde hem anne adayının tüm vücudu, metabolizması hem de bebek çok hassastır. Bu sebeple de çok gerekli olmadığı sürece ilaçlı bir tedaviden kaçınmak en doğrusudur. Ancak ürtiker şikayetlerinin şiddetlenmesi durumunda her hangi bir yan etkisi olmayan, bebeğe ve anne adayına zarar vermeyecek olan ilaç tedavileri de uygulanabilmektedir.

Gebelikte ürtiker (kurdeşen) tedavisinde hangi ilaçlar kullanılmalı, hangi ilaçlardan kaçınılmalıdır?

Hamilelik döneminde doğal olmayan, dışarıdan takviye ya da ilaç şeklinde alınan her bir maddeden kaçınabilmek en doğru yaklaşımdır. Ancak sağlık sorunlarının daha fazla ilerlemesini önleyebilmek adına tıbbi tedavilerin uygulanmasının da kaçınılmaz olduğu vakalar vardır. Bu bağlamda gebelikte ürtiker sorunu yaşan kadınlarda;

Birinci nesil sedasyon sağlayan H 1 -antihistaminiklerden kaçınılmalı. Çünkü bunların gebelik için taşıdığı  risk çok yüksektir.

Gebelik kategorisi B olarak sınıflandırılan ikinci nesil, sedatif olmayan H 1 -antihistaminikler tedavide tercih edilen ilk seçenek olmalı.

Yeni doğum yapmış ve emzirme dönemindeki kadınlarda sedatif olmayan H 1 -antihistaminiklerin neredeyse tamamen anne sütünden bebeğe geçtiği tespit edilmiştir. Bu bakımdan emziren kadınlarında ikinci nesil sedatif olmayan H 1 –antihistaminikler tercih edilmeli.

Gebeliğin ilk 3 aylık döneminde ürtiker ya da başka bir rahatsızlık tedavisinde kortikosteroid kullanımının bebekte yarık damak riski yarattığı için tavsiye edilmediği bilinmektedir.

Yetişkin hastalarda ürtiker tedavisinde kullanılan siklosporin, potansiyel olumsuz embriyotoksik ve teratojenik etkiler yaratabiliyor. Bu sebeple de bunların gebelikte kullanımı açısından çok dikkatli olunmalı, belki de son tercih olarak düşünülmelidir.

Ürtiker tedavisinde kullanılan ilaçlardan birisi olan montelukastın gebelikte kullanılması üzerine yapılmış araştırmalar, genel popülasyona göre malformasyon riskinin artmadığını gösteriyor. Ancak anne adaylarının montelukast kullanımı durumunda olası etkiler ve güvenlik oranına dair kesin bir değerlendirme yapabilmek için çok daha ileri klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Son yıllarda geliştirilmiş olan ve ürtiker tedavisinde çok önemli olan Omalizumab, yani anti IgE tedavi de anne adayları için son derece önemli bir tedavi seçeneğidir. Ancak yine gebelikte güvenlik konusunda bilimsel yayınlar bulunmakla birlikte, bu konu tam olarak kesinliğe kavuşturulamamıştır. Yapılan çalışmalarda Omalizumab tedavisi sonucunda bebeklerde büyük anomalilerde belirgin bir artış ya da değişim gözlenmemekle birlikte, gebeliklerin ve yenidoğan bebeklerin olumsuz etkilenebileceğine dair de şüpheler bulunmaktadır.

Tüm bunlardan yola çıkılarak; ürtikerin hayatın her hangi bir döneminde ortaya çıkabileceği ve tedavisinin mümkün olduğu bir rahatsızlık olduğunu bilmekte fayda var. Bu bağlamda gebelikte ortaya çıkan gebelik ürtikeri veya daha öncesinde var olan ürtikerin şiddetlenmesi plesantadan salgılanan kimyasallara ve hormonsal değişikliklere bağlı olabiliyor. Gebelikte ortaya çıkan ürtikerin tanısı ve tedavisinde mutlaka alerji uzmanları da bulunmalı, anne adayına ve fetüse en az zarar verecek şekilde tedavi planı hazırlanmalıdır.

Yorum Yok

Give a Reply