Embriyo Tutunmasında Rahme Ait Problemler

Paylaş:

Çocuğu olmayan çiftlerin hepsi yaşamlarının bir döneminde, onlar için en uygun olan dönemde çocuk sahibi olmak isterler. Elbette ki, çiftlerin ilk tercihi doğal yollarla sağlıklı bir bebek sahibi olabilmekken, ne yazık ki pek çok çift gebelik için üremeye yardımcı tedavi yollarına ihtiyaç duymaktadır. Araştırmalara göre günümüzde üreme çağındaki çiftlerin sadece % 70’i doğal yolla gebelik elde edebilirken, geri kalan % 30’luk kesimin tıbbi ya da psikolojik bir tedaviye ihtiyacı olabiliyor. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin % 15’lik bir bölümü yumurtlama tedavisi, aşılama ya da tüp bebek tedavisi gibi ciddi tedavi yöntemlerine gereksinim duyuyor.

embriyo-transferi

Sağlıklı bir gebelik elde etmek için anne adayı ve baba adayı pek çok olumlu özelliği taşımalı ve sayısız faktör de bir arada bulunmalıdır. Bu bağlamda üremeye engel herhangi bir sorunu olmayan kadın ve erkeğin korumasız cinsel ilişkiye girmesi ve ilişkinin kadının yumurtlama dönemine denk gelmesi ya da o şekilde planlanması, folikülden çıkan yumurta ve erkekten gelen spermin sorunsuz bir şekilde birleşmesi ve sağlıklı bir döllenme olması gerekmektedir. Bunlara ek olarak da sağlıklı bir sperm tarafından yumurtanın döllenmesiyle elde edilen embriyonun da sorunsuz bir şekilde anne adayının rahmine ulaşması ve oraya tutunabilmesi gerekiyor. Ayrıca bu tutunabilmenin 9 ay boyunca problemsiz şekilde devam edebilmesi için de anne adayının rahminin, rahim içi ortamının oluşan bu embriyoyu tutacak ve besleyecek özelliklere sahip olması elbette ki çok büyük önem taşıyor.

Gebeliğin oluşum ve devam etme sürecinde yukarıda sıralanan ve bahsi geçmeyen çok sayıda faktör önem arz etmektedir. İşte herhangi bir sebeple yukarıda sıralanan aşamalardan birinde ya da birkaçında sorun olduğunda ise gebelik gerçekleşemiyor ya da gerçekleşen gebelik rahme tutunamadığı için kaybediliyor. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftin doğal yolla üremeye engel olacak sorunları varsa genellikle tüp bebek tedavisi tercih ediliyor. Tüp bebek tedavisinde başarı içinse embriyonun kalitesi kadar anne adayının rahimin durumu önem taşıyor. Bu bakımdan kadının rahim içi gebelik oluşması için uygun bir ortam değilse; açıklanamayan kısırlık vakaları, erken dönem düşükleri, anne karnında gelişim geriliğine (IUGG) bağlı plasenta yetersizlikleri ve hatta fetüs ölümleri yaşanabiliyor.

Rahimden kaynaklanan implantasyon (tutunma) problemleri nelerdir?

Gebelik için oluşturulan embriyonun anne adayının rahmine sorunsuz bir şekilde tutunabilmesi için kesinlikle rahim içinin uygun özelliklere sahip olması gerekiyor. Embriyonun rahim içine tutunmasını engelleyen pek çok rahim içi faktörler bulunuyor. Bu sorunlar genel olarak; rahim boşluğunun şeklinin düzgün olmaması, rahim duvarının yeterince kalınlaşmaması, bağışıklık sisteminde sorunlar olması şeklinde sıralanabilir.

  • Rahim boşluğunun şeklinin düzgün ve tutunmaya uygun olmaması

rahim-cizilmesi-1

Gebelik için oluşturulan embriyo ne kadar sağlıklı olursa olsun rahimde var olan yapısal, şekilsel ve fonksiyonel bozukluklar gebeliğe engel olabilir, kısırlığa sebep olabilir. Rahim içindeki şekil bozukluklarının kadınlarda kısırlığa neden olduğu uzun yıllardır bilinen, araştırılan ve tartışılan bir konudur. Elde edilen embriyonun yerleşeceği rahim duvarında iyi huylu tümörlerin, yani miyomların var olması durumunda her zaman kısırlığa sebep olmazken, bu tümörler rahim boşluğunun şeklini bozarsa ya da submukoz polip olarak endometriumun içine doğru büyürse kesinlikle kısırlığa neden olmaktalar. Uzmanlara göre; küçük submukoz tümörler bile implantasyonu, yani embriyonun tutunmasını engelleyebiliyor.

Anne adayının rahim boşluğundaki küçük, büyük herhangi bir yüzeysel lezyon ve rahim içi yapışıklıklar, aynı spiral tarzı rahim içi araçlar gibi yabancı maddelerin oluşturduğu lokal enflamasyon etkisini yaratabiliyor. Böyle bir durumda da embriyo tutunamayabiliyor.

Anne adayının rahim içinde küçük veya büyük herhangi bir yüzeysel lezyon varsa ve rahim içi yapışıklıklar oluşmuşsa bunun tanısı için Histerosalpingografidir (HSG veya ilaçlı rahim filmi) kullanılıyor. Ancak Histerosalpingografi ile tanı konamayan vakalarda nadiren de sonohistogram (SHG) ve histeroskopi tercih edilebiliyor.

  • Endometrium (rahim duvarının) yeterince kalınlaşmaması

Üreme çağındaki kadınlarda yumurtlama dönemi öncesinde vücutta salgılanan bazı hormonlar sayesinde kadının rahim duvarı kalınlaşır ve olası bir gebelik durumunda embriyonun tutunması için hazırlanır. Embriyonun rahim duvarına tutunabilmesinde rahim duvarının kalınlığı da çok önemlidir. Çünkü rahim duvarı olması gerektiği kadar kalınlaşmazsa bu sorun embriyonun tutunmasına engel olur. Bu sebeple de ister doğal yolla isterse hem de tüp bebek tedavisi ile olsun yumurtlama dönemi öncesinde rahim duvarının yeterince kalınlaşmaması embriyonun tutunmasını engelleyebilir, tedavi başarısızlıkla sonuçlanabilir. Bu bağlamda sağlıklı bir embriyonun rahim duvarına tutunabilmesi için rahim duvarının en az 9 mm kalınlığında olması istenir. Fakat olasılık düşse de kalınlığın 7,5 – 9 mm arasında olduğu durumlarda da gebelikler elde edilebilir.

Neden rahim duvarı yeterince kalınlaşmaz?

  • Anne adayının daha önceki doğumları sonrasında rahim içi duvarında enfeksiyonlar olması,
  • Kürtaj veya düşüklere bağlı olarak iltihaplanmalar gelişmesi,
  • Çok şiddetli adenomiyoz vakaları (endometriyal glandüler dokunun rahim kasını olumsuz etkilemesi),
  • Rahim duvarında çok sayıda miyom oluşması,
  • Yumurtalama tedavisi ile yumurtalıkların uyarılması için uzun süreli klomifen kullanılması anne adayının rahim duvarının yeterince kalınlaşmasını engelleyebilir.

Embriyonun rahim duvarına tutunma öyküsü

Anne adayının yumurtası, sperm tarafından döllendikten sonra oluşan embriyonun rahim duvarına tutunması 6 -7 günlük bir süreç gerektirir. Bu bakımdan normal şartlar altında döllenmeden 1 hafta sonra embriyo rahme tutunabilir. Bu arada geçen süre içinde daha sonra plasentayı oluşturacak olan özel embriyonik hücreler rahim duvarının içine doğru büyümeye başlar. Bu hücreler ve rahim duvarı birleştiğinde duvardaki bağışıklık hücreleri ile beraber sitokin adı verilen maddelerin alışverişinde çok önemli bir görev almaktadır. Tüm bu aşamalar doğru seyrederse anne adayının rahmi, embriyonun tutunup büyüyebileceği bir ortam haline gelir. Tam tersi olarak da bu evrelerden herhangi birinde sorun olursa tutunma engellenebilir, gebelik düşükle sonlanır.

Plasentayı oluşturacak olan özel embriyonik hücreler, tutunma işleminin ilk evrelerinden itibaren, anne ile bebek arasında daha sonradan yaşanacak olan besin, hormon ve solunum alışverişinin temelini oluşturuyor. Sağlıklı bir tutunma hamileliğin erken döneminde bebeğin yaşaması için önemli iken, doğum sonrasında da yaşam kalitesi için çok büyük önem taşıyor. Bu bağlamda anne adayının bağışıklık döngüsünde oluşan sorunlar; tekrarlayan düşüklere ve hamilelikte fetüs ölümlerine sebep olabiliyor.

Embriyonun rahme tutunmasını olumsuz etkileyen en önemli bağışıklık hususları; rahmin harekete geçirdiği doğal öldürücü hücreler ve aktif sitotoksik lenfositlerdir. Bağışıklığın bu olumsuz faktörleri, bazı tekniklerle kanda tespit edilebiliyor. Bu tür bir sorunun tedavisinde de bu doğal öldürücü hücreler ve aktif sitotoksik lenfositlerin toksik etkisini çeşitli ilaçlarla bastırmak ve etkisiz hale getirmek amaçlanır.

Gebeliğin oluşmasını engelleyen kadın kaynaklı etkenler nelerdir?

Kadın kaynaklı kısırlık sorunlarında genellikle; hormonsal bozukluklar (tirot bezi hastalıkları, beyinde hipofizden salgılanan süt hormonu (prolaktin) artışı), rahim içi yapışıklıklar, endometriozis (çikolata kisti), rahimde yer alan bir miyom veya hidrosalpenks (tüplerin geçirilmiş iltihap sonrası içleri sıvı dolu genişlemiş görünümü), rahim içinde miyom veya polip gibi embriyonun tutunmasını engelleyebilen anormallikler, yumurtlama sorunları, hormonsal problemler söz konusu olmaktadır.

Paylaş:
Siz Yorumlayın Doktorumuz Cevaplasın
Benzer Yazılar